• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • Kmaraş 14 °C
  • Başbakan Kılıçdaroğlu'na fena çıkıştı!
  • DEV OPERASYON BAŞLIYOR!
  • Kılıçdaroğlu sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun!
  • Başbakan Kılıçdaroğlu'na fena çıkıştı!
  • DEV OPERASYON BAŞLIYOR!
  • Kılıçdaroğlu sen neredeydin? Atatürk Havalimanı'nda kaçıyordun!

İLBEY: KİMİN HİMMETİ MİLLETİ İSE, O TEK BAŞINA MİLLETTİR

Said Nursi Hazretleri “Kimin himmeti milleti ise, o tek başına bir millettir” der ve “Kişinin himmeti ne derece yüce olursa o insanın da o derece yüceleceğini” ifade eder. Kişi, Allah yolunda gayret edip nefsini arıtabilirse kendini kurtarmıştır ve tek b

İLBEY: KİMİN HİMMETİ MİLLETİ İSE, O TEK BAŞINA MİLLETTİR

  Himmet, hamiyet ve gayret duygusunun inkişâfı ile ortaya çıkar. Gayret etme, iradeli ve ulvî gayeler istikâmetinde olma mânâlarına gelen himmet, yüksek bir ruh hâlidir. Nefsanî ve dünyevî olana meyletmeyenlerin ahlâkıdır. Ferdî olarak, kalbin ulvî olanı aşk ve vecd içinde arzu etmesi, kalbin ve imanın, Allah’a ulaştırmayan meşguliyetlerden uzak durması, mâsivadan gönlünü çekip sadece Allah’a yönelmesidir. Hz. Peygamberimizin “Himmet yüceliği imandandır” buyurması bu sebeptendir. 

 Tasavvuf tâlimi, millet olmak isteyene “Nefsin yücelmesini istersen himmet kanatlarını aç. Zira kuşu semalara yükselten kanadı olduğu gibi insanı da yücelten himmetidir” sözünün istikâmetini gösterir. Abdulkadir Geylânî Hazretleri himmeti “Nefsini dünya sevdasından, kalbini mâsivadan uzaklaştırıp bütün maddî ve manevî duyguları ile Allah’ın emrine ve rızasına yönelmek” olarak târif eder.

 ESKİDEN HİMMETİMİZ MİLLETİMİZDİ…                                                                     

 Hamiyet ise, gayret ve ideal mânasına gelir. İslâm’ı öğrenmek, imanda yücelmek, sâlih mümin olmak, zamanını malâyânî meşguliyetlerle geçirmeden din ve iman yolunda tamamlamak için yüksek gayret göstermektir. Hamiyet, himmetin ileri ve kemal mertebesidir. Kur’ân’da “hamiyet-i cahiliye”den de bahsedilir. Kavmini övmek, kahramanlıklarını göstermek için gösterilen üstün gayret ve taassubu ifade eder. Buna “asabiyet-i cahiliye” de denilir. Hamiyet, millet olmak gayesinden, yani din ve imandan neşet ederse nur, kavmiyetten kaynaklanırsa taassup şekline dönüşür.

                                                                                                                                        Kalplerimizin, fikirlerimizin âcilen ihtiyacı olan himmetin mânasını genişleterek, Türkiye’de yeniden “millet” olma tâlimine teşmil etmenin zamanı şimdi

Himmeti millet olan tek başına millettir. Eskiden himmetimiz milletimizdi. Himmetimiz milletimiz olduğu için de her birimiz tek başımıza millet hüviyetini hakkıyla taşır ve vecibelerini yerine getirirdik. Sonra himmet ve gayretimizi Batılılaşma ve Atatürkçü uluslaşma uğruna heba ettik.                                                                                                                                                                                              

                                                                                                                                         “HİMMETİM MİLLETİMDİR” DİYEN TÜRKLERE İHTİYAÇ VAR                                                                                                                                                                                                                                                                                                    

Himmeti millet olan Türklerin, fâsıklığın resmî devleti Cumhuriyet’ten önceki İslâmlaşmış çağların siyaset, ilim ve medeniyetteki hamiyetine ihtiyacımız var. Üstadlar “Kişinin himmeti dağları yerinden oynatır” demişler. Tutun himmetinizi. Himmetiniz milletiniz, yani din üzere milleti yeniden ihya etmenin tâlimini kuşanmak olsun.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       

                                                                                                                                                         Bugün “millet” olabilme çârelerini göstermek, millet vecibelerini anlatmak, “hamiyet-i İslâmiye”nin emridir. Hz. Peygamberimiz “Müslümanların derdini dert edinmeyen onlardan değildir” buyurmuştur. Müslümanların derdini dert edinmek kişinin himmet sahibi olduğunu gösterir.

 Türkiye’de bugün, hâdim ve “nizam-ı âlem”şahsiyeti gereğince en önce Türklerin himmeti milleti üzerine olmalı, tam mânasınca millet olmaya odaklanmamalı, millet olmanın rüyasına yatmalı. Fâsıklığın “asrî” yüzü olan Atatürkçü Cumhuriyet zihniyetiyle bulaşan menfî milliyetçilik ve ulusalcılık duygularından sıyrılıp Müslümanların dertlerine tarihinin en yüksek himmetini göstererek, bir daha millet olma cehdini kuşanmalı bugün.                                             

 HİMMETLERİMİZİ TOPLAYIP MİLLET OLMAK MECBURİYETİNDEYİZ                

                                                                                                                                              Türkiye, Türklerin Müslüman kavimlerle millet olmasına ve ümmete önderlik etmesine muhtaç bugün. Türkler, devlet-i âliye oldukları çağlardaki gibi emin şahsiyetini tekrar kuşanmalı. Türkiye’nin emniyeti, himmeti millet olan Türklerdedir. Emniyet, birlik ve huzur demektir. Türkler, Türkiye’de Müslümanların birlik ve emniyetini din, yani millet üzere sahiplendiği gün huzur tamam olacaktır.                                                                                             

 Bunun içindir ki Türkler, bünyesindeki kavimlere millet hüviyetiyle himmet, yani hamiyet gösterecek, toparlayacak ve adâletle idare edecektir. Bu vasıf Türklerde mevcuttur ve bu vazife Türklerindir.

                                                                                                                                                                                                                                                  Allah’ın dini üzere millet olmayı bir daha himmet edecek olan Türkler Türkiye’yi iyilikle, merhametle ve asırlarca sürüp gelen din ü devlet tecrübesiyle idare edecek şahsiyete sahip olduğunu bir daha göstermelidir. Ümmet içinde İslâm’ın millet hüviyetini taşımak asaletine sahip olan Türkler himmetlerini toplayıp, asıl mânasıyla yeniden millet olmak mecburiyetindedir.                                                                      

                                                                                                                                                                                     Âlimanın sözüdür: “Bir adamın kıymeti himmeti nisbetindedir.” Türk’ün değeri himmeti millet üstüne olmasına bağlıdır. Bir kişinin himmeti milleti olabilmesi için onu milletine bağlayan değerler olması gerek. Bu değerler, milleti meydana getiren İslâm’ın vecibelerini kuşanmaktır. Bu değerleri kuşanmayan millet olamaz.                                                              

                                                                                                                                                                                    Muradı millet olan Türkler Hakka tapan, âdil ve sırat-ı müstakim üzere bir millet olmayı himmet ettikleri gün Türkiye’nin sahipliğini kimse almaya cesaret edemeyecek ve tabii olarak böyle bir fiilin işlenmesine ihtiyaç da hissedilmeyecek.

 

Tek başına millet olmuş uluların, Allah dostlarının, insan-ı kâmillerin izinde gitmeyen millet olamaz. Erenlerin, velilerin Anadolu’yu himmetleriyle nasıl millet yaptıklarını tâlim etmek gerek bir daha. Zaman, milleti bozan zehirli bir çağ. Bundandır ki himmeti millet olanlar çoğalmalı. 

----------------------------------

İLÂVE YAZI:

FİKİR DÜKKÂNI’NDAN NÜKTELER

     Ey azizan! Bilirisiniz ki fakir, puta, heykele karşıdır. İslâm’dan kuvvet alan heykel yazılarıyla memleketine heykel dikenlerin üstüne “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini” deyip vecd ile savlet etmiştir. Bunun üstüne bir dostumuz kalkıp dedi ki: “Efendi, heykele karşı olduğunuzu yazıyor, heykel dikenlere celâl ve celâdetinizi gösteriyorsunuz. Fakat bir zamanlar Dükkân (Derneğimizin has adıdır) müdavimleri mesailerini aksatmaya başlayınca, mesaisini hiç aksatmayan gönül dostunuz Dündar Kök’ün ismine atıf yaparak ‘Derneğin kapısına Dündar’ın heykelini dikeceğim, bundan böyle herkes ona selâm verip öyle geçecek’ demiştiniz.”

     O başka, bu başka desem fikrî çizgime halel gelecek. Ne diyeyim? Dil bir kaza işlemiş neyleyim. Fakat o sözümün zarfında abeslik var ise de mazruf ve mânasına elan katılmaya devam ediyorum. Cumhuriyetin yüzünden deyimlerimize sızmış olan ve ağız alışkanlığı hâline gelen “heykeli dikilecek adam” ifadesini kullanmam doğru değil, ama yanlışlığına rağmen sembolik mânada kullandığımı nâçiz dilimi bilenler anlamıştır. Ancak bugün Dükkân’ın kapısına heykelini dikeceğim kişi değişmiştir. Şimdilik isim veremem.      


  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Maraştan Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0344 224 18 45 | Faks : 0344 224 18 45 | Haber Scripti: CM Bilişim