1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. TAYLAN HOCA'DAN UYARI
TAYLAN HOCA'DAN UYARI

TAYLAN HOCA'DAN UYARI

KAHRAMANMARAŞ ÜLFET VAKFI KURUCUSU VE BAŞKANI ABDULLAH TAYLAN: “BİR ÜLKEDE HUZUR VE İSTİKRAR YOKSA ORADA HER ŞEY OLUR”

A+A-

 Kahramanmaraşlı kanaat önderlerinden Ülfet Vakfı Kurucusu Abdullah Taylan Hoca, Türkiye’de barış ve kardeşlik ortamını bozacak her türlü davranıştan uzak durulması gerektiğini belirterek, “Bir ülkede huzur ve istikrar yoksa orada her şey olur” dedi. 
Taylan Hoca, yaptığı yazılı açıklama ile Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ülkenin içinde bulunduğu duruma sosyal ve İslami açıdan yorumlar getiren Taylan Hoca, halkın fitne ve fesada karşı temkinli olması gerektiğini belirtti.
Türkiye’de yaşayan halkın tüm kesimlerinin ülkenin salahiyeti için hareket etmesi gerektiğini işaret eden Taylan, Irak, Suriye ve Mısır’ı örnek göstererek, toplum içerisinde oluşabilecek ayrılıkların ülkeye zarar vereceğini kaydetti. Suriye’de meydana gelen olaylar sonrasında kan ve gözyaşından kaçan insanlara Türkiye’nin kucak açtığını anımsatan Taylan, aynı duruma Türkiye’yi de düşürmek isteyenlere fırsat verilmemesi gerektiğini işaret etti.
Taylan, 2 tehlikeye dikkat çektiği açıklamasında, şu ifadelere yer verdi:
"Türkiye'mizin karşı karşıya olduğu şu iki büyük tehlikeyi gözardı etmeyelim. Birinci tehlike, yurtiçi asayiş, ikinci tehlike ise dış güçlere karşı milli savunmadır. Birinci tehlikenin devreye sokulmasıyla dış güçlere karşı Türkiye'yi savunmasız ve zayıf düşürmek, yıllarca öngörülen bir plandır. Bugün ise hedef, birinci planın uygulanması için patlamaya hazır dinamit hükmünde olan çözüm ve barış sürecini sonlandırmak, kardeş Türkiye halkını birbirine kırdırmaktır. İkinci tehlike ise Ortadoğu cehennemine Türkiye’yi sürüklemektir. Türkiye’yi böyle bir tehlikeden korumak hepimizin öncelikli sorumluluğudur. Şu kural bu konuda esas alınması gereken bir kuraldır. ‘Güvenliğin nimeti sıhhatin nimetinden üstündür.’ Bir memlekette huzur ve istikrar yoksa orada terör, anarşi, kan, barut ve gözyaşı varsa sıhhatten ve servetten hangi faydayı görürsün? Türkiye’ye kıymayalım. Pek akıl yormaya da gerek yok, komşu ülkelerimizden ders alalım. O ülkeleri cehenneme dönüştürenler Türkiye’nin dostları değildir. Bu iki tehlikeye karşı sorumluluk taşımayan kişi, kimliği ne olursa olsun, taşıdığı misyon ne olursa olsun bundan sorumludur. İslam fıkhına göre de haram işlemektedir. Doğacak neticeden tarih ve Allah’ın huzurunda hesap verecek ve dökülen o kana ortak olacaktır. Bir doğal afet neticesinde yıkılan bir baraj sorumluyu tartışmaya açmaz. Orada yapılması gereken bu zorluğa ve zarara toplumsal olarak göğüs germek ve sabretmektir. Nitekim bu millet kurtuluş savaşlarında bunu yapmıştır. Ancak barajda arıza hissedip, su sızdığını gören bir mühendisin görmemezliği ve duyarsızlığı sorumsuzluktur ve hainliktir. Bunu iyi idrak etmek gerek. Türkiye’mizin huzur ve istikrarı için; birlik, beraberlik ve kardeşliği için, kan ve gözyaşı olmaması için, elden gelen ne varsa yapılması ve dua edilmesi beş vakit namaz mesabesinde farzdır. Çünkü namaz, güvenliğin güvencesidir. Namaz kılan insanlar birbirlerinin güvencesidir. Onlar birbirlerine zarar vermezler, onlar hiçbir insana zarar vermezler."
"İslam fıkıh literatüründe kaide olarak; 'iki fayda çakıştığında sen kişisel olanı değil toplumsal olanı tercih etmek zorundasın' kaidesi vardır. Burada eğer, kendi çıkarın uğruna bir toplumun kaosa sürüklenmesine göz yumuyorsan, fıkhen sorumlu ve Allah katında da mesulsün. Bir diğer kaide ise, 'iki zarar çakıştığında sen toplumsal olanı değil kişisel olanı tercih etmek zorundasın.' Temsil ettiğin toplumun, milletin, vatanın ve bayrağın uğruna seve seve kendini feda edeceksin. Yok, eğer kendi can güvenliğine ve çıkarına zarar gelmemesi için bayrağa gelecek zararı tercih ediyorsan fıkhen sorumlusun ve Allah katında da mesulsün. Yine bir usul-ü fıkıh kaidesi olarak, 'fesadı ve fitneyi önlemek faydaları elde etmekten daha önceliklidir.'" diyen Taylan, sözlerine şöyle devam etti:
"Bugün Türkiye göz önünde, içindeki fitne ve fesat apaçık görülüyor. Dış mihrakların Türkiye’ye bakışını siyasal ve sosyal alanda net bir şekilde gözlemliyoruz. Nitekim Kur'an-ı Kerim’de de ‘Yahudi ve Hıristiyanlar, onların milletlerine (dinlerine) tabi olmadığın müddetçe asla senden razı olmazlar’ buyrulmaktadır. Evet, Yahudi ve Hıristiyanların çıkarına olmadığın müddetçe onlar seni kabul etmezler, sana dost olmazlar. Geçmiş tarihimizde ve günümüzde, onların, İslam coğrafyasında vahşice, acımasızca ve zalimce, İslam alemine yaptıkları zulmü bariz bir şekilde bilmekteyiz. Bizim bizden başka kimsemiz yoktur. Bizde ikna icbardan öncelikli olmalıdır. Dikkat edelim, ‘Müminler, ancak kardeştirler. Onların arasını bulun ve Allah'tan korkun. Umulur ki merhamet olunursunuz.’ Yine diğer bir ayet-i kerimede; ‘eğer bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah’a ve Rasulüne götürün’ buyrulmaktadır. Allah ve Rasulü'nden daha adil bir hakem kim olabilir? Herkes imanını, vicdanını ve vatanperverliğini hesaba çeksin. Dar görüş ve kişisel çıkarları terk etsin. Türkiye hepimizindir, Türkiye'mize kıymayalım."

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.